Ne Sokaklar Podyum, Ne De Siz Mankensiniz!

Ne Sokaklar Podyum, Ne De Siz Mankensiniz!
8 Nisan 2016 tarihinde eklendi, 723 kez okundu.

Gün geçtikçe değişime uğrayan giyim anlayışımızı gelin hep birlikte ele alalım. Bu yazımda yegane amacım parçaları kendimize yakıştırırken yapılan hataları gözlemlerime dayanarak anlatmak ve çoğumuzu rahatsız ettiğini gayet iyi bildiğim ölçülü giyimi benimseyen kişilerin yaptıkları hatalardan bahsetmektir.

Değişen hayat değerlerinin, biz muhafazakâr hayatı benimseyenler tarafından da kabul görmüş olması inanın ki çok üzücü. Değerlerine sahip çıkıp bu doğrultuda giyinenler sayıca azaldıkça, vicdanı sızlayanlardan olanlarınız beni gayet iyi anlayacaktır.

Bildiğiniz üzere her döneme damgasını vuran bazı moda trendleri vardır. Firmalar çılgınlar gibi bu trendler üzerinden üretim yaparak birbirleriyle yarışır ve siz kafanızı ne tarafa çevirseniz o ürünleri görürsünüz. E malumunuz bizlerde koyun sürüsü gibi peşinden gider, yakışsa da yakışmasa da o ürüne sahip olmak isteriz.

Halbuki tarzına uysa da uymasa da o ürünü giyinenler yalnızca mankenlerdir. Bilirsiniz, firmaların yeni koleksiyonlarını sergilemek için podyumda yürüttüğü kişilere manken denir. Mankenler normal yaşamdaki tarzına uysun ya da uymasın o giysiyi taşımak zorundadır. Çünkü mesleği bunu gerektirir. Mankenler belli bir vücut ölçüsüne ve boy uzunluğuna sahip kişilerdir. Dolayısıyla teşhir ettiği tüm ürünler üzerinde harika görünür.

Bu sebeple “ne sokaklar podyum, ne de siz mankensiniz!”. Her istediğimi giyinirim düşüncesi hakimken ve buna dini değerlerimiz bile engel olamıyorken bir şeyleri değiştirmek pek de mümkün görünmüyor biliyorum. Ne söylersek söyleyelim aynı tas aynı hamam. Ama bir gün doğru olanı birlikte başarabileceğimize güveniyorum.

Peki insanlar neden mi her istediğini giyiniyor? “Çünkü bu sene o moda!” düşüncesi bir virüs gibi sardı bizleri.

Ve sonrasında peşi sıra gelen düşünceler…

– Her yer benzer ürünleri satıyorsa vardır bir hikmet!

– “Hay Allah’ım ciddi misin moda mı? Hemen gidip bende alayım!”

– Falancadan benim neyim eksik?

– Altına bol paça giyinirsem tesettürüme uydurabilirim.(uyduramadı)

– Aman bir şey olmaz üstüne uzun trencimi giyerim. (giyinmedi)

– Kolları kısa ama eldiven takarım tenim görünmez! Sonuç; dirseklere kadar açık kollar ve kapalı bir baş!

– Pantolon kısa bileklerim görünüyor ama nasıl olsa başım kapalı!(aman ne kadar zekice)

Tesettur-Giyimde-Dikkat-Edilmesi-Gerekenler-4

Dahası var!…

Koştur koştur gidip aldığın ugg botlar kilolu olduğun için yakışmıyor. Çünkü bu botlar ince ve uzun kişiler tarafından giyilmelidir.

Modelini, kumaşını beğendin diye o pantolonu alamazsın. Armut tipli kadınlar yani kalçası geniş olan kişiler düşük belden uzak durmalıdır. Onlar için en ideali yüksek bel pantolondur.

Beğendiğin için her rengi kullanamazsın. Renk analizi yaptırarak uzak durmanız gereken renkleri lütfen tespit edin.

Birkaç sezondur piyasada olan şeffaf çantalardan takmamalısın. Çantanın içinde ne olduğunu görmek zorunda değiliz! Her trend olan şeye sahip olamazsın.

Yüzünün yarısını kaplayan o güneş gözlüklerinle ikon olmuyorsun. Yüzü minyon olan kişiler kesinlikle bu tür görüntülerden uzak durmalılar.

Tarzına uysun uymasın o ürünü giyinenler mi dersiniz, kilosu rahatsızlık veren ama giyinmekten kendini alıkoymayanlar mı? Eşofmanın altına topuklu giyinenler mi dersiniz, topuzu güzel görünsün diye başörtüsünün içine kase koyanlar mı? Tesettürlüolup dudaklarını şişirenler mi, kaşlarını çizdirenler mi, takma tırnak takanlar mı, oje sürenler mi, saç rengini gözümüze sokmak istercesine bonesiz dolaşanlar mı dersiniz? Bilmelisiniz ki tesettür modanın oyuncağı değil. Artık silkelenme zamanı!

Tesettur-Giyimde-Dikkat-Edilmesi-Gerekenler-3

Vel hasıl,

Giyinmek ve giyinmeyi bilmek arasında incecik bir çizgi vardır. Öncelikle yüzündeki ifadenin üzerindeki giysiden çok daha önemli olduğunu unutmamalısın. Kadın gülümserse tüm kıyafeti gülümser. Giyinmeyi bilen insan kendine yakışanı ve yeni çıkan her bir ürünü giyinemeyeceğini bilendir ya da moda olan her şeyi üzerinde uygulamaması gerektiğini… Abarta bildiğimiz kadar abartmak üzerimize yapıştı. “Basitlik zarafetin anahtarıdır.” bunu unutmayalım. Tasarımcı Stendal’ın da dediği gibi: “Sadece çok akıllı kadınlar sade bir stile sahip olmayı başarabilirler.”

Herkes giyinir ama sadece giyinmeyi bilenler hoş ve zarif görünürler. Çok fazla kıyafete sahip olmaktansa, az ama kaliteli ürünlere sahip olmayı amaçlayın. Moda gelip geçer ama stil sizinle ölümsüzleşir.

Unutmadan; sahip olduğunuz en değerli şey duruşunuzdur.

Yazar: Çağla Aksu

Kaynak: Yesil topuklar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git